Pakistan yönetimindeki Azad Keşmir'de yüz binlerce insan, Pakistan devletinin son dönemde gördüğümüz en acımasız devlet baskılarından bazılarını uygulamaya koyması karşısında cesaret ve kahramanlıklarıyla tarihte yeni bir sayfa yazıyor.

Azad Keşmirdeki Halk Eylem Komitesi (Awami Action Comitee – HEK), taleplerini dile getirmek için Muzaffarabad'a doğru tarihi bir uzun yürüyüşe öncülük ediyor. Son üç yılda, bu talepler önceki uzun yürüyüşlerin ardından Azad Keşmir ve Pakistan hükümetleri tarafından kabul edilmişti. Ancak henüz uygulanmadılar.

Bu kez, devlet yetkilileri bu kitlesel hareketi kitlesel katliamlar ve acımasız baskı yoluyla ezmeye kararlı ve son on yılların ölçütlerine göre tüm vahşet sınırlarını aşmış durumda.

Bu uzun yürüyüş Azad Keşmirin farklı yerlerinden başlayarak 9 Temmuz’da Muzaffarabad’a, birkaç şehre uğradıktan sonra varacaktı. Fakat devlet 5 Haziran’da terör estirdi ve hareketin önde gelen isimlerinden Sardar Umar Nazir, Rawlakot yakınlarındaki bir kontrol noktasında polis tarafından vuruldu. Mucizevi bir şekilde bu suikast girişiminden kurtuldu. Hatta bir kurşun kulağını bile sıyırdı. Fakat arabasını kullanan tecrübeli aktivist Şahzeb Habib öldürüldü.

O günün sabahı, devlet HEK’i terörist örgütü olarak ilan edip yasaklamıştı. Bu arada hükümet, daha önce HEK tarafından önerilen seçim reformlarının seçimlerden önce gerçekleştirileceğine dair söz vermiş olmasına rağmen, seçimleri ilan etti. Bu söz hiçbir zaman yerine getirilmedi.

6 Haziran gecesi, Şahzeb Habib'in cenazesine katılmak için Rawlakot'ta binlerce insan toplandığında, Pakistan'dan gelen Korucular, Pencap Jandarması ve Sınır Jandarması gibi paramiliter güçler, kalabalığa ayrım gözetmeksizin ateş açarak onlarca kişiyi öldürdü.

Pakistan devletinin belirlediği yeni normlara göre, toplu katliamlarda ölenlerin cesetleri yetkililer tarafından ele geçirilerek açıklanmayan yerlere atıldı. Bazı raporlar, o gün 100'den fazla kişinin öldürüldüğünü öne sürüyor. Ardından Rawlakot'ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve yasağı ihlal eden herkes güvenlik güçleri tarafından vuruldu.

Uzun Yürüyüş

Bütün bu vahşete rağmen uzun yürüyüş planlandığı gibi 9 Haziran’da başladı ve Azad Keşmir'in farklı taraflarından karavanlar Rawlakot’a doğru yola koyuldu. Her konvoy, güvenlik güçleriyle çatışmalara girmek zorunda kaldı ve bu çatışmalarda yine onlarca insan öldürüldü.

Kotli'de, güvenlik güçlerinin bir kalabalığa ateş açması sonucu en az altı kişi öldü. İnsanlar yaralıları hastaneye götürürken, güvenlik güçleri onları takip etti ve hastane içinde ateş açtı. Burada bir kadın da dahil olmak üzere daha fazla insan öldü ve yaralandı. Birçok başka yerde de benzer olaylar yaşandı. Ancak sonunda on binlerce insan Rawlakot'un eteklerine ulaştı.

HEK liderliği, Rawlakot'un eteklerinde bulunan Darek'te oturma eylemi başlattığını duyurdu ve devlet yetkililerinin tüm güçlerini ve HEK’e karşı tüm önlemleri geri çekmesini talep etti; devletin reddetmesi durumunda boyun eğmeyeceklerini ve mücadelelerine devam edeceklerini belirtti.

Bu oturma eylemi ve eylemcilerle devlet yetkilileri arasındaki mücadele günden güne devam etti.

Azad Keşmir’de bütün etkinlikler 9 Haziran’dan beri durmuş durumda. Yollarda trafik yok, tüm mağazalar ve ofisler de kapalı. Bir aydır devamlı tam bir grev gerçekleşiyor. Devlet yetkilileri bu grevi kırmak için her yolu denediler, özellikle Muzaffarabad'da dükkanlarını açmayı reddeden esnafı ağır sonuçlarla tehdit etti. Ancak, başarısız oldular.

Eylemciler, devletin hala geri açamadığı, Pakistan'dan Azad Keşmir’e bütün giriş çıkış noktalarını kapattılar. Böylece bu noktalara kendi ablukalarını uyguladılar. Gıda maddeleri, ilaçlar ve diğer temel ihtiyaçlar gibi tüm temel ihtiyaç maddelerinin tedariki devlet tarafından engellendi.

Pakistan devleti, bölgenin dört milyonluk nüfusunun tamamını abluka altına alarak grevi kırmaya çalışıyor. Ancak protestocular meydan okuyarak, İsrail'in Gazze'ye karşı kullandığı yöntemlere benzeyen bu baskıya karşı savaşmaya hazırlar.

Pakistan devleti de ulusal medyada zehirli bir kampanya başlattı. Her siyasetçi ve medya mensubu, kitlesel harekete karşı sürekli konuşuyor. HEK, Hindistan tarafından finanse edilen bir terör örgütü olarak nitelendiriliyor. Her gün, Hindistan devletiyle bağlantısını gösteren yeni kanıtlar bulunduğu yönünde sahte haberler yayınlanıyor.

Azad Keşmir bölgesinde yaşayan nüfusun yüksek çoğunluğunun desteğine sahip bu hareket, Pakistan’a karşı bir komplo olarak gösteriliyor. Devlet, hareketin 4 merkezi liderinin yakalanması için 10 milyon rupilik bir ödül duyurdu.

Ancak tüm bu yoğun çabalara rağmen, hareketin desteği artıyor ve eşi benzeri görülmemiş seviyelere ulaşıyor. En dikkat çekici gösterge, hareket için zorlu bir dönemde gidişatı değiştirmeye yardımcı olan binlerce kadının katılımı oldu.

14 Haziran'dan itibaren farklı şehirlerde kadın ve çocukların protestoları başladı ve binlerce kadın Rawlakot dışındaki Darek'te ana oturma eylemine katıldı. Kadın aktivistlerin konuşmaları en militan olanlardı. Kadınlar açıkça bu hareket için hayatlarını feda etmekten bahsederek devletin vahşetine karşı savaşmaya istekli olduklarını ifade ettiler.

Bu hareket, dünya çapındaki Keşmir diasporasının da ezici desteğini görüyor; Londra'da Pakistan büyükelçiliği önünde iki kitlesel protesto düzenlendi. Birçok sendikacı, milletvekili ve Keşmir kökenli diğer aktivistler bu hareketi destekledi ve Pakistan devletini bu vahşete son vermeye ve hareketin taleplerini kabul etmeye çağırdı.

Fakat bütün bunlara karşı Pakistan devleti ve onun yandaşları Azad Keşmir bölgesinde hala daha korkunç saldırılara devam ediyor. Her gün farklı mücadelelerden eylemcilerin öldüğü raporu geliyor.

HEK’nin merkezi lideri, Muzaffarabad’dan Shaukat Nawaz Mir de geçen hafta Rawlakot’a doğru desteğini vermek için gizlice seyahat ederken tutuklandı. O zamandan beri nerede olduğu bilinmiyor ve devlet onu henüz mahkemeye çıkarmadı. Tutuklanmasının ardından Azad Keşmir'in çeşitli şehirlerinde eylemler düzenlendi ve merkez yönetim 5 Temmuz'da kitlesel protestolar ve oturma eylemleri çağrısında bulundu. Bu çağrılar tarihi bir karşılık gördü.

5 Temmuz protestoları

Devlet yetkilileri 5 Temmuz’da protestoları ezmeyi ve hareketi kırmayı denediler. 3 Temmuz’un geç saatlerinde devlet Darek’de gerçekleşen asıl oturma eylemine karşı büyük bir saldırı girişiminde bulundu. Birkaç bin güvenlik görevlisi, onlarca zırhlı araç eşliğinde Rawlakot şehrinden oturma eylemi alanına doğru yürüdü; amaçları saldırmak ve orada bulunan herkesi öldürmekti.

Eylemciler ağaç keserek yollara barikatlar kurma taktikleriyle bu planı engellediler. Saldırganlar başarısız bir şekilde geri dönmek zorunda kaldılar, ancak geri dönerken bir saatten fazla havaya ateş açtılar.

Şaşırtıcı şekilde, çevrede uyuyan insanlar, silah seslerini duyduklarında güvenlik güçlerinin saldırısına karşı koymak için oturma eylemi alanına doğru koştular.

Bu, yaklaşık bir aydır bu oturma eylemlerine katılan yaklaşık 100.000 kişinin kararlılığının açık bir işaretidir. Ağır silah seslerinden korkmuyorlar. Aksine, düşmanla doğrudan savaşmaya hazırlar.

Bu olay, harekete yeni bir ivme kazandırdı ve 5 Temmuz'da Azad Keşmir genelinde yüz binlerce insan protesto ve oturma eylemlerine katıldı. Neredeyse her şehirde güvenlik güçleriyle birçok çatışma yaşandı. Onlarca protestocu daha hayatını kaybetti.

Bir rapora göre, bir eylem esnasında bir bebek annesinin kollarında vurularak öldürüldü. Mirpur'da da uzun süredir aktivistlik yapan bir kişi öldürüldü ve Muzaffarabad'da da güvenlik güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandı.

150.000'den fazla kişinin katıldığı Darek'teki ana oturma eylemindeki konuşmalar, geçen ayın en radikal konuşmalarıydı ve orada bulunan herkes bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürme sözü verdi. Keşmir Inqalabi Communist Party’den (RCP) yoldaş Hina Zain de kalabalığa hitap ederek, Pakistan ve dünyanın işçi sınıfının bu hareketi desteklediğini ve her yerdeki işçiler için bir zafer olacak olan zafere doğru ilerlememiz gerektiğini söyledi.

HEK liderliği, hükümete taleplerini karşılaması için tekrar üç gün süre verdi ve bir sonraki adımlarını 9 Temmuz'da açıklayacaklarını duyurdu.

Nereye doğru?

Bu hareket, savaş hatlarının iki tarafında düşman olarak karşı karşıya gelen sınıflar için belirleyici bir noktaya ulaştı. Pakistan devleti bu hareketi ezmek için her türlü önlemi ve hileyi kullandı, ancak şimdiye kadar bunu başaramadı.

Çürümüş siyasi partilerin hareket aleyhine yürüttüğü siyasi propaganda ve parlamenter önlemler her seferinde başarısız oldu. Bu siyasi partiler Azad Keşmir'de birkaç yüz kişilik bir toplantı bile düzenleyemiyorlar, yine de iktidardalar ve 27 Temmuz'da yapılacak göstermelik seçimlerden sonra aynı parlamentoya geri dönmeye hazırlanıyorlar. Eski bir başbakan da dahil olmak üzere bazı politikacılar, kendi seçim bölgelerine girmeye çalışırken kalabalıklar tarafından dövüldü.

Yargının, bürokrasinin ve diğer tüm kurumların iflası tamamen ortaya çıktı. Herkes bunların Keşmir halkının açık düşmanları olduğunu görebiliyor.

Pakistan her zaman kendisini Keşmir halkının haklarının savunucusu olarak öne sürdü ve Hindistan devletini Hindistan işgali altındaki Keşmir halkını ezmekle suçladı. Şimdi, Pakistan devletinden gelen Keşmirli kardeşleriyle "dayanışma" hakkındaki tüm söylemlerin ikiyüzlülüğü herkes tarafından ortaya çıkarıldı. Bu, son yetmiş yıldır Pakistan devletinin temel ideolojik dayanaklarından biri oldu.

Ancak şimdi, Azad Keşmir'de, Pakistan devleti, son yetmiş yıldır işgal ettiği bölgede Hindistan devletinin yaptığına benzer vahşetler gerçekleştiriyor.

Hindistan devleti, Modi'nin zalim hükümetinin Keşmir'in özel statüsünü Hindistan anayasasından kaldırmasının ardından 2019'da Srinagar ve diğer şehirlerdeki protestoculara karşı saçma tabancalarıyla saldırdı. Geçen ay, Pakistan devleti de Rawlakot'ta protestoculara karşı saçma tabancaları kullandı. Daha önce Pakistan, Hindistan devletinin saçma tabancaları kullanmasına karşı uluslararası forumlarda protesto etmişti.

Hindistan işgali altındaki Keşmir'de Pakistan yanlısı olarak etiketlenen birçok aktivist ve siyasi lider de Pakistan devletinin vahşetine karşı protesto etti. Bu durum, Pakistan devlet yetkililerinin hayatta kalma mücadelesi verdiğini ve hareketin elde edeceği bir başka zaferin devletin otoritesine zarar vereceğine inandıklarını göstermektedir.

HEK İktidarı Almalı

Öte yandan hareket artık temel haklar için düzenlenen kitlesel bir hareketten, iktidarı kendi eline alma potansiyeline sahip bir harekete dönüştü.

Eğer HEK liderliği yüzbinlerce insanın başında Rawlakot kentine doğru yürürse ve binlerce güvenlik gücüyle şehri yeniden kontrol altına almak için şiddetli bir mücadele yürütürse durum çarpıcı biçimde değişecektir. Azad Keşmir'deki insanlar aslında liderliği bu rotaya doğru ilerlemeye, Rawlakot'u ele geçirmeye ve ardından Muzaffarabad'a doğru yürümeye zorluyor.

HEK liderliği bunu yapmak konusunda isteksiz çünkü böyle bir kavgada çok sayıda hayatın kaybedilmesinden korkuyor. Yetkililere müzakere yoluyla barışçıl bir çözüm bulunması için yalvarıyorlar. Ancak durum artık geri dönülemez noktaya geldi. Eğer hareket bu noktada yenilgiye uğratılırsa, devlet yetkilileri cehennemi ateşleyecek. Yüzlerce eylemciyi öldürecekler ve binlercesini terör suçlamasıyla tutuklayacaklar.

Zaten her gün birçok eylemcinin evi basılıyor ve buldozerlerle yıkılıyor. Bu operasyonlar sırasında bu evlerdeki kadınlar aşağılanıyor. Yetkililer her gün yeni tehditlerde bulunuyor. Medya kampanyası daha da zehirli hale geliyor. Pakistan çapında ve sosyal medyadaki dayanışma faaliyetleri kaba kuvvetle karşılanıyor ve bazı eylemciler sırf küçük dayanışma eylemleri düzenledikleri için tutuklanıyor veya tehdit ediliyor.

Bu durumda mevcut tek yol ilerlemektir. Rawlakot şehrine girmeli ve şehri ele geçirmek için yaklaşan savaşa katılınmalı. Oturma eylemi belirsiz bir süre devam edemez ve liderlik sonsuza kadar kitlesel protesto ve oturma eylemi çağrısında bulunamaz. Liderliğin bu konudaki isteksizliği hareket için ölümcül olabilir ve yalnızca Azad Keşmir'deki işçi sınıfı için değil, Pakistan genelindeki işçi sınıfı için de vahim sonuçlar doğurabilir.

Öte yandan liderlik Rawlakot şehrine girme ve burayı Pakistan'dan gönderilen güvenlik güçlerinden alma çağrısını yaparsa muazzam bir destek alacak ve kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere yüzbinlerce kişi onlarla birlikte savaşmak için ortaya çıkacak.

Bu belirleyici savaşta kazanılacak bir zafer, tüm durumu değiştirecek ve iktidar sorunu ortaya çıkacaktı. Şu anda HEK liderliği kendisini yeni hükümeti ilan etmeli ve iktidarı kendi ellerine almak için Muzaffarabad'a doğru yürümeli. Gerçekte liderliğin hükümeti kurma yetkisi zaten var, ancak bunu hala açıklamadı.

Liderlik, iktidarı ele geçirme niyetini açıkladıktan sonra, ücretsiz sağlık hizmeti, herkes için eğitim ve kamu harcamalarıyla yaşayan hükümet yetkililerinin ve politikacıların lüks yaşam tarzına son verilmesi de dahil olmak üzere uğruna mücadele ettiği tüm önlemleri de duyurmalıdır. Aynı zamanda herkes için istihdam ve evrensel emeklilik planının da duyurulması gerekiyor.

Bu önlemler Pakistan işçi sınıfının büyük desteğini alacaktır. Yeni hükümet ezici bir destek alacaktır. Yeni hükümetin emperyalist güçleri ve onların kurumlarını da kınaması gerekiyor. Buna BM ve dünya çapındaki diğer 'insan hakları' örgütleri de dahildir. Bunun yerine, uluslararası işçi sınıfına dayanışma çağrısı yapılmalıdır.

Farklı ülkelerden sendika temsilcilerini, başta Pakistan'ın dört bir yanından işçiler olmak üzere, bu harekete desteklerini açıklamaya davet etmelidirler. Nihayetinde, hareketin nihai zaferi, yalnızca Azad Keşmir'de değil, Pakistan ve Hindistan da dahil olmak üzere tüm alt kıtada kapitalist sistemin sosyalist bir devrimle devrilmesiyle mümkündür.

Keşmirlilerin ulusal baskısını bir kez ve sonsuza dek sona erdirecek ve bu bölgedeki on milyonlarca insanı sefaletten, yoksulluktan ve bitmek bilmeyen savaşlardan ve kan dökülmesinden kurtaracak bir sosyalist federasyon kurulmalıdır.

Tüm bu eylemler bu durumda tamamen mümkündür. Azad Keşmir'deki herkes bunu damarlarında, her damla kanında hissedebilir. Ancak bu cesur ve radikal önlemler, geniş bir vizyona ve devrimci kararlılığa sahip bir liderliğe ihtiyaç duymaktadır.

Son yıllarda tüm bölgede, Sri Lanka'da, Bangladeş'te, Nepal'de, kitlesel hareketleri gördük. Her birinde, kitlelerin sorunlarına radikal bir çözüm arayan kitlesel hareketler patlak verdiğinde, nefret edilen hükümetler devrildi. Ancak bu örneklerin hiçbirinde halk örgütlenip iktidarı kendi ellerine alamadı. Sonuç olarak, hükümetteki bu değişiklikler halka hiçbir rahatlama getirmedi. Ancak Azad Keşmir'de bu olasılık var. Önümüzdeki günlerde bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini göreceğiz.

Inqalabi Communist Party’den (RCP) yoldaşlarımız bu harekete müdahale ediyor ve bu mesajı halka iletiyor. Devletin vahşetiyle karşı karşıya kalanlar arasında yer alıyorlar ve hareketin lojistik ve diğer faaliyetlerini organize ediyorlar. Kadın yoldaşlarımız, bu amaçla kadınları seferber etmede ve muhafazakar unsurlarla mücadelede kilit rol oynuyorlar. Önümüzdeki günlerde yoldaşlarımız, hareketin zaferini sağlamak için kendilerinden istenen her türlü devrimci görevi ve fedakarlığı yapmaya hazırlar.

Devrimci Komünist Enternasyonal’in tüm yoldaşlarına ve dünyanın tüm çalışanlarına bu hareketi desteklemeleri ve Pakistan devletinin baskısını kınamaya çağırıyoruz.

Birine yapılan haksızlık, herkese yapılan haksızlıktır!

Azad Kaşmirde zafere doğru!

Dünya’nın bütün işçileri, birleşin!