Devrimci Komünist Enternasyonal'in üç aylık teorik yayını olan In Defence of Marxism dergisinin 47. sayısı çıktı! Alan Woods'un bu sayı için yazdığı başyazıyı burada yayımlıyoruz. Woods bu yazıda, uluslararası komünist hareketin Marx ve Engels döneminden günümüze kadar uzanan derslerinin ve komünistlerin bugün de sürdürdüğü militarizme, emperyalizme ve savaşa karşı devrimci mücadele geleneğinin izini sürüyor. In Defence of Marxism dergisinin 47. sayısını şimdi edinin!

Bu sayının temel temalarından biri enternasyonalizmdir. Fred Weston'ın Komünist Enternasyonal'in nasıl inşa edildiğine dair önemli bir makalesini yayımlıyoruz. Genç yoldaşlarımızın kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi anlamaları çok önemlidir. Hareketimizin tarihi derslerle doludur ve dikkatli bir incelemeyi hak etmektedir.

Enternasyonalimiz, Devrimci Komünist Enternasyonal (RCI), hem çok genç hem de çok eskidir. İdeolojik olarak tarihimizin izini doğrudan Komünist Manifesto’ya kadar sürebiliriz. Her ne kadar 1848 kadar eski bir tarihte yazılmış olsa da, Komünist Manifesto günümüzde hala tüm geçerliliğini koruyor.

Ve hareketimizin kurucusu, emektar Troçkist Ted Grant'ın çalışmaları sayesinde, tarihimizin izini 1930'ların başındaki Uluslararası Sol Muhalefet'in kökenlerine kadar sürebiliyoruz.

Dolayısıyla kapitalizmin mevcut krizini anlamak isteyen herkes, enternasyonalimizin üzerinde yükseldiği ve koşulsuz olarak savunduğumuz sağlam ideolojik temel olan Marx, Engels, Lenin ve Troçki'nin fikirlerine geri dönmelidir.

Marksizm Enternasyonalizmdir

Marx ve Engels’in Komünist Manifesto’da enternasyonalizmin komünistleri ayıran temel unsurlardan biri olduğunu ve komünistlerin “…farklı ülkelerin proleterlerinin ulusal mücadelelerinde, tüm milliyetlerden bağımsız olarak, tüm proletaryanın ortak çıkarlarına işaret ettiklerini ve bunları öne çıkardıklarını” belirtmiş olmaları bir tesadüf değildir.

Her türlü ayrımcılık, eşitsizlik ve baskıyla mücadele ederken, işçi sınıfının çok değerli birliğini savunuyor ve işçi hareketini milliyet, dil, din, cinsiyet veya ırk temelinde bölmeye yönelik her türlü girişime karşı amansızca savaşıyoruz.

Marx ve Engels’in bu enternasyonalizmi duygusal düşüncelerin bir ürünü değildi; kapitalizmin bir dünya sistemi olarak geliştiği gerçeğinden kaynaklanıyordu. Keza farklı ulusal ekonomiler ve pazarlardan tek, bölünmez ve birbirine bağımlı bir bütün doğmuştur: Dünya pazarı.

Bugün dünya pazarının ezici egemenliği, çağımızın en belirleyici gerçeğidir. Ne kadar büyük ve güçlü olursa olsun tek bir ülke bile, ne Amerika Birleşik Devletleri, ne Çin, ne de Rusya, onun güçlü çekiminden ayrı duramaz.

Marksizm ve Savaş

Proleterya enternasyonalizmine olan ihtiyaç savaş dönemlerinde azalmaz. Aksine, savaş davulları çalarken ve egemen sınıflar kendi ülkelerinin işçilerini ulusal nefret zehriyle sersemletmeye çalışırken bu ihtiyaç en üst noktadadır.

prussia
III. Napolyon’un Fransa-Prusya Savaşı'nda Bismarck tarafından mağlup edilmesinin ardından, "saygın" Alman basınının tamamı ağır savaş tazminatları ve Fransız topraklarının ilhakı için yapılan kana susamış çağrılarla doluydu / Görsel: Kamu malı

Bu, Marx ve Engels'in her zaman anladığı bir şeydi. III. Napolyon’un Fransa-Prusya Savaşı'nda Bismarck tarafından mağlup edilmesinin ardından, "saygın" Alman basınının tamamı ağır savaş tazminatları ve Fransız topraklarının ilhakı için yapılan kana susamış çağrılarla doluydu. Sonuçta, savaşı Fransa başlatmamış mıydı?

Marx ve Engels'in enternasyonali Uluslararası İşçi Birliği’nin Alman kolu, yeni Fransız Cumhuriyeti'nin işgalini kınama konusunda tek başına durdu ve Fransız işçilerine dostluk ve dayanışma elini uzattı:

“… Alman işçileri Alsas ve Loren'in ilhakına sabırla müsamaha göstermeyeceklerdir.[…] Proletaryanın ortak enternasyonal davası için tüm ülkelerdeki işçi dostlarımızın yanında sadakatle duracağız!”

Ve Mayıs 1871'de Alman birlikleri, Fransız egemen sınıfının Paris Komünü'nü ezmesine yardım etmek için kullanıldığında, Marx proleterya enternasyonalizminin şu gür sesli çağrısını yaptı:

“Modern zamanların bu en muazzam savaşından sonra, yenen ve yenilen orduların proletaryanın ortak katliamı için kardeşleşmesi, bu eşi benzeri görülmemiş olay, Bismarck'ın düşündüğü gibi yükselen yeni bir toplumun nihai olarak bastırılmasını değil, burjuva toplumunun tuzla buz oluşunu gösterir. Eski toplumun hâlâ muktedir olduğu en yüksek kahramanca çaba ulusal savaştır; ve bunun artık sınıf mücadelesini ertelemeyi amaçlayan ve bu sınıf mücadelesi iç savaşa dönüştüğü anda bir kenara atılacak olan safi bir hükümet aldatmacası olduğu kanıtlanmıştır. Sınıf egemenliği artık kendisini ulusal bir üniforma içinde gizleyemez; ulusal hükümetler proletaryaya karşı birdir!”

Lenin ve Üçüncü Enternasyonal

Marx, dikkate değer bir öngörüyle daha 1870 yılında, Alsas-Loren'in sonradan Alman İmparatorluğu olacak yapı tarafından ilhak edilmesinin, bir başka savaşı kaçınılmaz kılacağını; ancak bu kez savaşın çok daha korkunç bir ölçekte olacağını tahmin etmişti.

O savaş, nihayetinde 1914 yazında patlak verdi. Milyonlarca işçi ve köylü, dünyayı emperyalist güçler arasında yeniden bölüşmek üzere Birinci Dünya Savaşı'nın endüstriyel mezbahasına sürüldü.

third international
Daha 1914'te Lenin gerekli sonuçları çıkarmış ve yeni bir Üçüncü Enternasyonal ihtiyacını ilan etmişti / Görsel: kamu malı

Bu kritik anda, sözde "Sosyalist" Enternasyonal'in liderleri, dillerinden düşürmedikleri enternasyonalist ilkeleri terk ettiler, dünya işçi sınıfını yüzüstü bıraktılar ve kendi ulusal egemen sınıflarını desteklediler (Sırp ve Rus partileri olmak üzere sadece iki istisna dışında). Bir gecede, işçi sınıfının uluslararası örgütleri fiilen var olmaktan çıktı.

O dönemde Alman Sosyal Demokrasisinin önde gelen teorisyeni olan Karl Kautsky, bu ihaneti meşrulaştırmaya çalışırken Marksizm ve enternasyonalizmi tamamen terk ettiğini şu sözlerle ilan etti: “Enternasyonal, savaş zamanında etkili bir araç olamaz; o, özünde bir barış zamanı aracıdır.”

İkinci (Sosyalist) Enternasyonal ölmüştü. Daha 1914'te Lenin, gerekli sonuçları çıkarmış ve yeni bir Üçüncü Enternasyonal ihtiyacını ilan etmişti. Bu enternasyonalin kitlesel ölçekte inşa edilmesinin imkanı, 1917'de Rus işçilerinin iktidarı ele geçirmesinden sonra Avrupa'yı kasıp kavuran devrimci dalga tarafından sağlandı.

Yozlaşma

Üçüncü (Komünist) Enternasyonal'in kuruluşu tüm insanlık için bir umut ışığıydı. Kapitalizmin vaat ettiği sonsuz dehşet ve sefaletin, reformistlerin ikiyüzlülüğünün aksine, Üçüncü Enternasyonal yeni, sosyalist bir dünya sunuyordu.

Ancak Üçüncü Enternasyonal'in muazzam potansiyeli, Sovyetler Birliği'nde Stalinizmin yükselişiyle trajik bir şekilde heba edildi ve bu durum, yurt dışındaki Komünist Partilerin henüz olgunlaşmamış liderlikleri üzerinde yıkıma yol açtı.

Lenin ve Troçki, dünya sosyalist devrimini Rus Devrimi'nin ve Sovyetler Birliği'nin geleceği için tek güvence olarak görürken; Stalin ve destekçileri, sözde "tek ülkede sosyalizm" teorisiyle odaklarını içeriye çevirdiler.

lenin trotsky
Lenin ve Troçki, dünya sosyalist devrimini Rus Devrimi'nin geleceği için tek güvence olarak görüyorlardı / Görsel: kamu malı

Niklas Albin Svensson'un mevcut sayıdaki makalesinde açıkladığı gibi, sosyalizmin tek bir devletin sınırları içinde inşa edilebileceği şeklindeki tamamen anti-Marksist fikir, Komünist Enternasyonal'i ('Komintern') yalnızca Moskova'nın dış politikasının bir aracı olarak gören bürokrasinin bakış açısının ulusal sınırlılığını ifade ediyordu.

Bu yozlaşmanın en kötü sonucu Almanya'da yaşandı. Troçki, Nazi tehdidiyle mücadele etmek için Komünist ve Sosyal Demokrat işçilerin birleşik bir cephe kurması çağrısında bulunmuştu. Fakat Troçki'nin Komünist Parti üyelerine yönelik uyarıları duymazdan gelindi. Bunun yerine, Alman işçi sınıfı tam ortadan ikiye bölündü. Komintern'in faşizm ile Sosyal Demokrasiyi 'ikiz kardeşler' olarak tanımlayan çılgınca 'sosyal faşizm' politikası, güçlü Alman işçi hareketini bölüp felç ederek 1933'te Hitler'in iktidara gelmesine olanak tanıdı.

Alman işçi sınıfının 1933'teki yenilgisi dramatik bir dönüm noktasıydı. Troçki, böylesi bir yenilgi karşısında tepki veremeyen bir enternasyonalin ölü olduğu ve yeni bir devrimci enternasyonalin kurulması gerektiği sonucuna vardı. Tarih onu haklı çıkardı.

Stalin tarafından Moskova'nın dış politikasının bir aracı olarak acımasızca kullanılmış olan Komünist Enternasyonal, 1943'te göstermelik bir kongre dahi yapılmadan utanç verici bir şekilde feshedildi. Lenin'in siyasi ve örgütsel mirası, bütün bir tarihsel dönem için ağır bir darbe aldı.

Dördüncü Enternasyonal

Sürgünün en zor koşulları altında, Stalinistler tarafından iftiraya uğrayan ve GPU tarafından zulüm gören Troçki, Bolşevizm ve Ekim Devrimi geleneklerine sadık kalan küçük güçleri Uluslararası Sol Muhalefet bünyesinde yeniden toparlamaya çalıştı.

Ne yazık ki, güçlerinin küçüklüğüne ek olarak, Muhalefet taraftarlarının birçoğunun kafası karışıktı ve yönlerini şaşırmışlardı. Özellikle sekter nitelikte pek çok hata yapıldı. Bu durum, kısmen Troçkistlerin kitle hareketinden yalıtılmışlığını yansıtıyordu.

trotsky
Troçki'nin 1940'ta Stalin'in suikastçılarından biri tarafından öldürülmesi harekete ölümcül bir darbe vurdu / Görsel: kamu malı

Troçki 'Sekterlik, Merkezcilik ve Dördüncü Enternasyonal'de şöyle yazıyordu:

"Gerçek şu ki, ilk aşamalarda Bolşevik-Leninistlerin saflarına, genel olarak örgütsel disiplin yeteneğinden yoksun hatırı sayılır sayıda anarşist ve bireyci unsur ve ara sıra da Komintern'de kariyer yapamamış beceriksiz kişiler katılıyordu. Bu unsurlar 'bürokratizme' karşı mücadeleyi aşağı yukarı şu şekilde görüyorlardı: asla hiçbir karara varılmamalıdır; bunun yerine, 'tartışma' kalıcı bir meşgale olarak yerleşik hale getirilmelidir. Bolşevik-Leninistlerin bu tür bireylere ve grupçuklara karşı oldukça fazla, hatta belki de gereğinden çok fazla, sabır gösterdiğini tamamen haklı olarak söyleyebiliriz. Örgütümüzün gerçek ve sistematik büyümesi, ancak uluslararası bir çekirdek sağlamlaştıktan ve ulusal şubelerin kendi saflarını iç sabotajdan arındırmalarına yardım etmeye başladıktan sonra başlamıştır."

Şunları ekledi:

“… büyük sarsıntıların ardından, hayatta kalabilecek ve gelişebilecek tek örgütler, saflarını sadece sekterlikten arındırmakla kalmayıp, aynı zamanda onları her türlü ideolojik yalpalamayı ve korkaklığı hor görme ruhuyla sistematik olarak eğitmiş olanlardır.”

Troçki'nin 1940'ta Stalin'in suikastçılarından biri tarafından öldürülmesi harekete ölümcül bir darbe vurdu.

Dördüncü Enternasyonal'in Troçki'nin ölümünden sonraki yozlaşması ve çöküşü, kısmen nesnel faktörlerden kaynaklanıyordu. Dünya kapitalizminin güçlü ekonomik yükselişi ve reformizm ile Stalinizme dair yeniden canlanan illüzyonlar, bütün bir dönem boyunca gerçek Marksizmin güçlerinin büyük kazanımlar bekleyemeyeceği anlamına geliyordu.

Bununla birlikte, Dördüncünün liderlerinin – Pablo, Cannon, Mandel, Frank ve diğerlerinin – nesnel durumdaki değişiklikleri kavrayamaması, Enternasyonal'in yıkımında ölümcül bir rol oynadı.

Bu sekterlik bugün, Troçkizmi temsil ettiğini iddia eden ancak Troçki'nin savunduğu en temel fikirleri kavramayı başaramayan grupların çoğunda mevcuttur.

Troçkizmin gerçek gelenekleri, kısa süre sonra sözde Dördüncü'nün liderliğiyle çatışmaya giren yoldaş Ted Grant ve Britanya şubesinin diğer liderleri tarafından canlı tutuldu.

Bugün Devrimci Komünist Enternasyonal, eğilimimizin Ted Grant'in çalışmaları aracılığıyla, Komünist Enternasyonal'in ilk yıllarındaki Troçki'nin Uluslararası Sol Muhalefeti'nden ta Komünist Manifesto ve Birinci Enternasyonal'e kadar izini sürebildiği kesintisiz bağın gururlu mirasçısıdır.

Bu bizim bayrağımız, geleneğimiz ve mirasımızdır. Onun fikirleri bize yıkılmaz bir temel sağlar. Ve bu, Enternasyonalimizin gelecekteki başarısının garantisidir.

Emperyalistler Arası Rekabet

Gerçek Marksizm ilkeleri üzerinde yükselen devrimci bir enternasyonale olan ihtiyaç hiç bu kadar gerekli olmamıştı.

Kapitalist sistemin dünya çapındaki derin krizi ve daha önce tek ve tartışmasız dünya gücü olan ABD emperyalizminin göreceli gerilemesi; yeni bir istikrarsızlık, emperyalistler arası rekabet ve savaş dönemiyle sonuçlanıyor.

1987'de ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği'nin 500 ila 5.500 kilometre menzilli, karadan fırlatılan tüm nükleer ve konvansiyonel balistik ve seyir füzelerini kalıcı olarak ortadan kaldırmasını şart koşan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (INF) Antlaşması'nı imzaladı.

gorbachev
Soğuk Savaş'tan bu yana ilk kez, uzun menzilli ABD füzeleri Almanya'da konuşlandırılacak / Görsel: RIA Novosti arşivi, Wikimedia Commons

ABD nihayet 2019'da antlaşmadan çekildi ve Rusya da kaçınılmaz olarak aynı yolu izledi. Gecenin gündüzü takip etmesi gibi, silahlanma yarışının yeni bir turu bunu izledi.

10 Temmuz'da, NATO'nun Washington, D.C.'deki 75. yıldönümü zirvesi sırasında, ABD ve Alman hükümetleri 2026'ya kadar Almanya'ya uzun menzilli ABD füzeleri konuşlandırma planını açıkladı. Soğuk Savaş'tan bu yana ilk kez, uzun menzilli ABD füzeleri Almanya'da konuşlandırılacak.

Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius'a göre, ABD silahlarının 'geçici' olarak konuşlandırılması NATO müttefiklerine hazırlanmak için zaman tanıyacaktır: "Burada, Avrupa'da giderek ciddileşen bir kabiliyet açığından bahsediyoruz." Tam olarak neye hazırlanacaklar? Pistorius Bey bunu söylemedi. Ancak isabetli bir tahminde bulunabiliriz.

Belli ki, Rusya ile Batı arasında yaklaşmakta olan kıyameti, yani batı demokrasisinin kutsal değerlerinin yaklaşık dört dakikalık bir süre içinde ve de ne yazık ki içinden çok az insanın sağ çıkabileceği son derece ihtişamlı bir havai fişek gösterisiyle teyit edileceği o görkemli yangını kastediyordu.

Herhangi bir akılcı bakış açısına göre bu, Avrupa halkını savunmanın son derece tuhaf bir yolu! Aslında bu durum, insana onların Ruslara karşı değil, NATO'daki müttefiklerine karşı savunulmaları gerekip gerekmediğini sordurtuyor!

Cılız Tepki

Bu deliliğe karşı, özellikle de 1980'lerde uzun menzilli ABD füzelerinin Almanya'da konuşlandırılmasına karşı son derece yüksek sesle muhalefet eden Yeşillerden, öfkeli bir muhalefet korosu beklenebilirdi.

Fakat şimdi Yeşiller 'saygın' hale geldiler. Olaf Scholz'un iktidar koalisyonundaki yerlerini aldılar. Ve Washington'un diktalarını son derece kölece bir biçimde izleyerek, onun Ukrayna'daki feci politikasını sadakatle desteklediler.

Bu korkak küçük burjuvalar, özellikle Ukrayna sorunu konusunda savaş çığırtkanlarının savaş arabasına hevesle atladılar. Aslında, bu konuda onları baş savaş çığırtkanı Pistorius'tan ayıran çok az şey var.

Pratikte Ukrayna'ya silah ve askeri yardım aktarılmasını desteklerken 'barış' ve 'diplomatik çözüm' için ikiyüzlü açıklamalar yayınlayan Fransa ve İspanya'daki sözde 'Komünist' Partilerden söz etmeye bile gerek yok.

İçinde bulunduğumuz çağda her türden reformizmin kaderi böyledir.

Emperyalizmle Mücadele

Dünyanın her yerindeki komünistlerin görevi, tüm ülkelerdeki emperyalistlerin yalanlarını ve suçlarını ifşa etmek ve reformist sözde 'sol'un ikiyüzlü söylemlerine karşı gerçek bir enternasyonalist alternatif sunmaktır.

books not bombs
Dünyanın her yerindeki komünistlerin görevi, emperyalistlerin yalanlarını ve suçlarını ifşa etmektir / Görsel: kendi çalışmamız

Devrimci Komünist Enternasyonal'in yaz aylarında 'Bombalar Değil Kitaplar' kampanyasını başlatmasının nedeni tam da budur. Emperyalizmle mücadele etme konusunda ciddi olan herkesi sürece dahil olmaya çağırıyoruz.

Ancak emperyalizmi nihai olarak yenilgiye uğratmak için örgütlenmeli ve proleter devrimin dünya partisini inşa etmeliyiz. Devrimci Komünist Enternasyonal'in kendisine belirlediği görev budur. Bize katılmanın şimdi tam zamanı!

Kahrolsun savaş çığırtkanları!

Doymak bilmez kâr hırsları savaşların ve krizlerin sürekli nedeni olan bankacıların ve kapitalistlerin mülksüzleştirilmesi için mücadeleye!

Yoksulluk, sömürü, savaş ve baskı belasından kurtulmuş sosyalist bir dünya için!

Tek haklı savaş, sınıf savaşıdır!