6 Ekim'deki gösteriler kitlesel ve son derece radikaldi. Ülke genelinde harekete geçen yüz binlerce genç, hareketlerinin mücadele azmi rezervlerini tüketmekten çok uzak olduğunu ortaya koydu. Yürüyüşlere katılan işçiler ve öğrenci aileleri, bu günün gerçek bir güç gösterisine dönüşmesine katkıda bulundular.
[Orijinal Fransızcası: marxiste.org]
8 Ekim için yeni bir genel seferberlik planlanıyor. Hükümet ise "öğrenci demokrasisini" teşvik etmek amacıyla liselerde hızla bir "yarım günlük ders dışı etkinlik" düzenlenmesini talep ediyor. Son iki haftadır yaşanan polis şiddeti karşısında öfkeye kapılan pek çok öğretmen ve okul müdürü, Başbakan Lecornu ve Eğitim Bakanı Geffray'den gelen bu "demokratik" talimatlara hiç de olumlu bakmıyor.
Öğrenciler okuldan çıkarken cop ve plastik mermi zoruyla dayatılacak yarım günlük bir "öğrenci demokrasisi" uygulaması, benzeri görülmemiş bir provokasyon olacaktır. Bazı liselerde tartışma ortamları oluşturulsa bile, bunlar genellikle mücadelenin sonraki aşamalarını hazırlayan genel toplantılar niteliğinde olacaktır.
Hükümet önümüzdeki günlerde bu tür manevraları; içi boş vaatler, sembolik "tavizler" ve amansız bir polis baskısıyla harmanlayacaktır. Başka bir deyişle, hareketin okul tatiline kadar gücünü yitirip sönümlenmesini umarak zamana oynayacaktır.
İşçiler şimdi harekete geçmeli
Gerçeklerle yüzleşmeli ve söz konusu güç dengesini tam anlamıyla kavramalıyız. Ya lise ve üniversite öğrencileri hareketi, işçi sınıfının güçlü ve sürekli yenilenen grevlerle ortaya koyacağı bir seferberlikle desteklenecektir ya da gençlerin bu muazzam seferberliği, temel taleplerinden hiçbirini elde edemeden nihayetinde sönüp gidecektir.
Hükümetin aklındaki sadece tek şeyin, yani finans piyasalarına sert bir kemer sıkma programını hayata geçirebilecek kapasitede olduğunu göstererek kamu borcu krizini dizginlemeye çalışmanın, olduğu bir ortamda, bunun dışındaki her türlü beklenti bir yanılsamadan ibarettir.
Dolayısıyla top, işçi hareketinin başlıca örgütlerinin sahasında. Ne var ki, bu örgütlerin resmi liderleri yine işçileri harekete geçirmemek için ellerinden geleni yapıyorlar. 6 Ekim arifesinde, başlıca sendika konfederasyonlarının liderleri, grev ve gösteri yapılması yönünde ortak bir çağrıya imza attılar, hem de ta 5 Kasım’da!
Hükümetin onlardan tam da beklediği şey buydu: Gençlik hareketini şimdilik yalnızlaştırmak amacıyla, yeterince ileri bir tarihe ertelenmiş, sektörler arası bir seferberlik çağrısı. Hükümete yapılan bir diğer kıyak da şu: Sendika liderlerinin açıklamalarında, herkesin aklında olan ve mücadelenin gelişiminde temel bir adım teşkil edebilecek 17 Ekim tarihinden hâlâ hiç söz edilmiyor.
CGT yönetimi, bugünden 5 Kasım’a kadar "gençlerin yanında yer almaya ve seferberlikleri artırmaya devam edeceğini" belirtiyor. Başka bir deyişle işçileri, öğrencilerin şu ya da bu gösterisine katılmaya çağıracaklar.
Fakat, sadece sendika aktivistleri ve çalışanları değil, işçiler bizzat kendileri grevde değilseler, gençlerin bu seferberliğine hep beraber nasıl katılabilirler? Sophie Binet(CGT) bu soruyu sormuyor, çünkü gerçek şu ki, kendisi işçileri harekete geçirmek istemiyor.

İşçiler ve öğrenciler, birleşin!
5 Kasım tarihinin tek bir amacı var: gençlik hareketinin önümüzdeki günlerde işçi sınıfının ana güçlerine yayılmasını engellemeye çalışmak. Pek çok genç, işçi ve sendikacı, bunun bir sabotajdan başka bir şey olmadığının farkında. Eylül 2025'te, sendika liderlerinin "her şeyi bloke edelim!" hareketini dizginlemek için ellerinden geleni yapıp bunda başarılı oldukları süreçte, bu durumun acı tecrübesini zaten yaşamışlardı.
Onları engellemenin tek yolu, gençliğin, solun ve sendikal hareketin en militan unsurlarının girişimleriyle tabandan gelen mücadele örgütü kurmaktır.
Sendika liderliğinin bilinçli sabotajı karşısında, harekete geçmiş gençlerin de katıldığı sektörler arası genel kurullar, giderek daha fazla sayıda işçinin mücadeleye çekilmesini mümkün kılacaktır.
Üniversitelerde; lise öğrencilerine ve işçilere açık genel kurullar, hareketin tabanını genişletmeyi ve çalışanları eyleme geçmeye teşvik etmek amacıyla gençlerin iş yerlerine, tren istasyonlarına, kamu hizmeti alanlarına vb. yöneldiği bir seferberliği fiilen örgütlemeyi hedeflemelidir. 2006'daki İlk İstihdam Sözleşmesi'ne (CPE) karşı yürütülen büyük hareket sırasında, bu strateji zaferin anahtarlarından biri olmuştu.
Öğrenci hareketi acilen bu mücadele yöntemlerine geri dönmelidir!




